Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Randevu Al Bahçel
Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Randevu Almal İçin
Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Santral : 0 (212) 441 5312
Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Telefon : Numara girilmemiş
Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Faks : 0 (212) 441 5318
Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Adres : Eski Londra Asfaltı Adnan Kahveci Bulvarı Kamu Sağlığı Binası
Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Email : leventguven1@mynet.com
Bahçelievler, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı internet Randevu, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Randevu, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Randevu Al, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Randevu Almak, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Randevu Almak istiyorum, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Randevu Nasil alirim, Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi Bahçelievler Ağız Ve Diş Sağlığı Telefon Randevu, Devlet Hastanesi, İnternet Randevu, Online Randevu, Özel Devlet Hastanesi Online Randevu, Özel Devlet, Randevu, Randevu Al, Telefon Randevu
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Cinsel performansı artıran besinler...
Cinsellik üzerine etkili beslenme biçimleri, bilinen en eski yazılı tabletlerde bile bulunuyor.
Hititler’in yazıtlarında bile iyi bir cinsel performans için neler yapılması gerektiğine dair birçok bilgi bulunmakta.
En fazla araştırma yapılan konu
Bu konu yine yüzyıllardır üzerinde en çok konuşulan ve en fazla araştırma yapılan konulardan biri.
Bilimsel kanıt yok
Ancak şimdiye kadar cinsel gücü artırdığı bilimsel olarak kanıtlanan herhangi bir yiyecek yok.
Araştırmalar cinsel sorunlar ile özellikle kalp-damar hastalıkları, diyabet ve diğer kronik hastalıklar arasında ciddi bir ilişki olduğunu gösteriyor.
Diyet açısından bakıldığında genel anlamda kalp-damar sağlığı açısından önerilen tüm diyetler cinsel performans için de geçerli diyebiliriz.
Lifli besinler ve çinko
İçerik olarak doymuş yağlardan düşük ve iyi yağlardan da yeterli derecede içeren, yüksek lifli ve beslenme özelliği yüksek karbonhidratlı bir diyeti benimsemek başlangıç için temel nokta.
Yüksek protein içeriği cinselliğe ters etki yapabiliyor... Esansiyel yağ içeren gıdaların tüketilmesi doku gücü ve dokuları çevreleyen zarların ve dolayısı ile kalp sağlığının korunması için ne kadar önemli ise cinsellik için de aynı önemi taşıyor...
Çinko erkeklerde prostat sağlığı ve testesteron adı verilen erkeklik hormonunun üretimi açısından önemli bir mineral. Prostat salgılarında ve meni de yüksek oranda bulunan çinko, erkeklerde üreme, cinsel karakterler ve cinsel istek açısından önemli bir yer tutmakta.
B, C, E vitamini
Vitaminlere bakıldığında B-vitamini grubundan folik asit, kadınlarda yumurtalıkların, erkeklerde de spermlerin işlevleri açısından kilit rol oynuyor.
Aynı zamanda B-vitaminleri özellikle hücrelerin yenilenme aşamasında birçok reaksiyonda katalizör olarak görev yapıyor. C-vitamini ise spermlerin hareketlerini ve dölleme yapabilme özelliklerini artırıyor.
E-vitamini cinselliğin canlılığı organların dış oksidan etkilerden korunması ve seks hormonlarının üretilmesi açısından gerekli.
Ginseng de afrodizyak
Her ne kadar günümüzde bilimsel olarak tama kanıtlanmamışsa da yüzyıllardır insanların cinsellik açısından faydalı gördükleri bazı doğal besinler ve maddeler var.
Bunların bir kısmı doğal ilaç formunda iken bir kısmı da yemek tarzında alınabiliyor.
Üzerinde en fazla konuşulan madde 'Ginseng'. Bu bitkinin kökü yüzyıllardır özellikle Uzakdoğu’da cinsel gücü artırıcı olarak kullanılıyor.
Etki mekanizması ise tam olarak bilinmemekle birlikte genellikle genellikle erkekler için öneriliyor.
Bununla beraber cinsel isteksizlik yaşayan kadınlarda da etkili olabileceği de görülmüş.
Dong quia ise Çin tıbbında spazmlarda kullanılan bir kök olup kadınlardaki cinsel şikayetlerde önerilmekte.
Damiana yaprağı da yine kadınlarda cinsel uyarıcı(afrodizyak) olarak ünlenen bitkilerden. Kuru veya yaş olarak yenilebilen bu yaprak ile cinsel dürtülerin artığı ileri sürülüyor.
Sarsaparilla birkisinin de kadınlarda ve erkeklerde seks hormonlarının yapımını artırdıkları ve cinsel yönden takviye yaptıkları belirtiliyor.
Ya doğal ilaçlar...
Doğal besin dükkanlarında ve alternatif tıp mağazalarında satılan ve günümüzde ciddi rağbet gören birçok ürün bulunuyor.
Ancak kanıta dayalı tıpta gerekli olan bunların etkinliğinin bilimsel olarak gösterilmesi. Günümüz modern ilaçlarının temelinde doğal maddelerden elde edilen bazı maddeler olduğunu unutmamalıyız.
Ancak insanların kullanımı açısından gerçekten hangisinin etkin olduğunun ve yan etkisi olup olmadığının bulunması için ciddi deneylere ve incelemelere ihtiyaç var.
Bunların kullanımı açısından hem psikolojik hem de tıbbi olarak beklentilerin iyi belirlenmesi gerekiyor.
Sonuçta bakıldığında kalp damar sağlığı, genel vücut sağlığı cinsellik açısından da en önemli rolü oynamakta.
Bunların sağlamlaştırılması ve hastalıklarıdan korunulması cinselliğin de uzun yıllar korunabilmesini beraberinde getiriyor.
Ancak cinsel sorun yaşıyorsanız da o zaman doktora gitmekten çekinmemeniz gerekli. Günümüz modern tıbbında bu sorular ciddiye alınmakta ve başarılı tedaviler uygulanabilmekte.
Dr. Haluk Kulaksızoğlu Medİstanbul Kliniği Üroloji Uzmanı / formsánte Alternatif Yaşam Eki
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Uykumuzu zehir eden 10 neden
Uykunun süresi ise kişiye özel oluyor. Bazı insanlar 10-12 saat uyudukları halde ‘uykumu alamadım’ derken, bazıları 6 saat uyusa da son derece dinlenmiş bir şekilde uyanabiliyor.
Uluslararası Uyku Cemiyeti’nin sınıflandırmasına göre, 100’e yakın uyku hastalığı bulunuyor. Kaliteli uyku ise başlıca 3 şartı gerektiriyor:
Günlük çalışma ve düşünme fonksiyonları etkilenmemeli
Gün içinde uyku gelmemeli
Uyuklama olmamalı
KALİTELİ UYKU CİHAZLARLA ÖLÇÜLEBİLİYOR
Günümüzde modern cihazlarla donatılmış uyku laboratuvarlarında, bir kişinin kaliteli uyuyup uyumadığı ölçülebiliyor. International Hospital Uyku Bozuklukları Laboratuvarı’nda kaliteli bir şekilde uyuyan ile uyuyamayanı ayırt ettiklerini belirten Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, “Uykunun dört ya da beşte birinin derin uykuyla geçmiş olması lazımdır. Bu uyku evrelerini belirliyoruz.” diyor.
Günümüzde en sık görülen uyku hastalıkları arasında “uyku apnesi” ve “uykusuzluk” hastalığı geliyor. Toplumda uyku apnesinin görülme sıklığının yüzde 5 olduğu bildiriliyor. Uyku apnesinde kişi, yüzeysel uyku ile uyanıklık arasındadır. Uykusuzluk hastalığında ise ya uykuya dalmada sorun vardır ya da kişi birkaç saat uyuyup uyanır ve sonrasında da uyuyamadan yatağın içinde dönüp durur. Bu durumda derin uyku süresi azalmış olur ve kişi dinlenememiş olarak kalkar.
UYKU KALİTESİNİ BOZAN 10 KONU
Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, gece uyku kalitesini bozan ve dinlenmeyi önleyerek başka sağlık sorunlarına da davetiye çıkaran 10 nedeni şöyle sıralıyor:
1. Aşırı kilo artışı ve obezite
2. Yapısal bozukluklar (çene yapısı küçük ve arkaya doğrudur)
3. Burun ve boğazdaki yapısal bozukluklar
4. Bazı hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) hastalığı
5. Astım (Astımlı kişilerde alerji de olduğundan, burun çok iyi çalışamıyor, tıkanıklık ve sinüzit oluşuyor. Buna bağlı olarak hasta burun problemleri de yaşıyor ve apne oluşuyor.)
6. KOAH - Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı ( KOAH hastalarında uyku apnesi daha sık görülüyor. Uyku sırasında soluk durması sonucu kandaki oksijen düşüyor, ani ölümler oluşabiliyor. Bu sebeple konu ciddi olarak ele alınmalıdır. )
7. Kişiye ait faktörler ( Sigara tüketilmesi, alkol alınması)
8. Kalp hastalıkları ve hipertansiyon (Dirençli hipertansiyonda iki-üç ilaç kullanılmasına rağmen tansiyon kontrol altına alınamıyor. Bu hastalarda alt sebep olarak uyku apnesi olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca kontrol altına alınamayan kalp yetersizliğine de bakılmalıdır.)
9. Cinsel fonksiyon bozuklukları
10. Ense kalınlığı
HORLAYAN KOCANIN TANISINDA, EŞLERİN İFADESİ ÖNEMLİ!
Horlama sorunu erkeklerde daha sık görülmesine rağmen menopozdan sonra kadınlarda da rastlanabiliyor. Bu durumda eşler horlamadan dolayı uyuyamıyor, rahatsız oluyor ve yatakları ayırıyorlar. Horlama sorunu olan erkeklere tanı koymada, eşlerinin ifadeleri büyük önem taşıyor. Uyku apnesi olan kişilerde vücudun üst kısmında terleme, sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, sabahları baş ağrısı oluyor ve kişi uykusunu alamamış olarak kalkıyor.
KİLO VERMEK ÇÖZÜM OLABİLİYOR
Kişide klinik olarak uyku apnesinden şüpheleniliyorsa, ‘polisomnografi’ denilen uyku testine ihtiyaç duyulabiliyor. Bu durumda hastanın bir gece uyku laboratuvarında kalması gerekiyor. Bu test sırasında vücudun çeşitli bölgelerine elektrotlar bağlanıyor. Elektrotlar kişinin göğsüne kalp ritmini ölçmek için takılırken, kol, bacak ve göğüs hareketleri, horlaması, soluk alıp vermesi takip edilerek gece boyunca video çekimi yapılıyor. Bunların sonunda da bir değerlendirme yapılıyor. Değerlendirmenin dereceleri olarak yapılıyor. Hafif apnede kilo verme, bazen ağız içi cihazlar ya da cerrahi müdahale gerekebiliyor. Apnede, sırt üstü yatarken şikayetler daha fazla artıyorsa, buna karşı önlemler de alınabiliyor.
Orta ve ağır seviyeli apnede gün boyu uyuklamalar oluyor ve kandaki oksijen basıncı düşüyorsa hastaya ‘CPAP’ denilen cihaz veriliyor. Bu cihaz, hastaya gece boyunca bir maske yardımıyla basınçlı hava veriyor. Çünkü apne üst solunum yollarında daralma ve tıkanmaya bağlı oluşuyor. Bu cihaz ile hastanın soluğunun durması (apne) ve yavaşlaması (hipopne) engellenmiş oluyor.
SOLUK KESİLMESİNİ ÖNLEYEN CİHAZLAR HAYAT KURTARIYOR
CPAP adı verilen cihazın manuel ve otomatik olmak üzere iki türü bulunuyor. Manuel cihazda, hangi basınçta apne ve hipopnenin ortadan kalktığının bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle hastaya uygun değerlerin bilinmesi ve cihazın hastaya uygun basınçta kullanılması gerekiyor. Yaşam boyu kullanması gereken cihaz, hasta 15-20 kilo verdikten sonra tekrar değerlendiriliyor. Sensörü sayesinde basıncı kendi ayarlayan otomatik cihaz, daralma ve tıkanmayı açıyor. Hasta kilo verdikten sonra da apne ya da hipopne gelişiyorsa cihaz basıncı düşürüyor. Ancak hasta bu durumda, cihazı yüksek basınca ayarlarsa gece rahatsız oluyor.
GÖZLER AÇIKKEN DE UYANABİLİYOR
Halk arasında ‘uyurgezerlik’ olarak bildiğimiz durum da bir uyku hastalığıdır. Bu hastaların gözleri açıktır, ama aslında bu sırada uyuyorlardır. Uyurgezer hasta, uykunun herhangi bir zamanında yatağından kalkıp, arabasına binip, alışveriş yaparak dönebilir ve bunu hatırlamayabilir. Literatürde bu tarz çok sayıda uyurgezer vakalarına rastlanıyor.
UYKU TERÖRÜNDE, HASTA EŞİNİ DÖVEBİLİYOR
Uyku terörü hastalığında ise hasta, uyanmadan uyku sırasında kalkıyor ve eşini dövmeye başlıyor ya da eşyaları kırıyor. Uykuda yemek yeme hastalığında da hasta uyku sırasında yemek yiyor ancak hatırlamıyor.
En çok görülen diğer uyku hastalıkları arasında şunlar bulunuyor:
Uykusuzluk
Parasomnia: Uykuya dalarken kaslarda kasılma olur. Buna karabasan ya da uyku felci de denebilir.
Narkolepsi: Apne değildir. Kişi, gün boyu aşırı uykulu olur, kafası düşer ve uyuklar.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
‘Peeling’ yaptırmanın tam zamanı
Cilt soyma işleminin, kimyasal peeling (yüzeysel-orta derin), mekanik peeling (yüzeysel-orta-derin) lazer peeling (orta -derin) ve plasma peeling (geç yüzeysel-orta derin) şeklinde yapıldığını anlatan Anadolu, “Bu yöntemlerle, derinin yüzeysel olarak soyulması ya da derinin en üst tabakasındaki hücrelerin soyulmaya yönlendirilmesi sağlanmaktadır” dedi.
Anadolu, cilt soyma işlemleriyle güneş ışınları ve yaşlanma gibi faktörlerin deride oluşturduğu kırışıkların, güneşe ve yaşa bağlı lekelerin, kanser eğilimi potansiyeli taşıyan yüzeysel kızarıklıkların, koyu lekelerin, melazma denilen hormonal veya gebelik lekelerinin azaltılabildiğini kaydetti.
Düzenli olarak yapılan yüzeysel ve hafif peeling işleminin, akne tedavisini desteklediğini, akne izlerinin oluşmasını ve derinleşmesini engellediğini belirten Anadolu, uygulamanın derin izlerden ziyade küçük ve yüzeysel izlerde etkili olabileceğine dikkati çekti.
“İŞLEM SONRASINDA CİLT GÜNEŞTEN KORUNMALI”
Anadolu, işleminin hastanın cilt yapısına uygun asit solüsyonu seçilerek yapıldığını ifade ederek, “Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi bölgesine uygulama yapılır. İşlem sırasında 5-10 dakika kadar hafif yanma ve batma hissi, kızarıklık görülebilir. Sonrasında, güneşten korunmak koşulu ile normal günlük yaşama dönülebilir” diye konuştu.
Uygulamanın ardından ciltte bir reaksiyon olmaması için cildin mutlaka güneşten korunması gerektiğini vurgulayan Anadolu, “İşlem sırasında ve sonrasında, kesinlikle güneşten uzak durulmalı ve solaryuma girilmemeli. Hafif peelingde birkaç hafta, orta ve derin peelingde ise birkaç aydan bir yıla kadar değişebilen sürede güneşten korunmalı” dedi.
Anadolu, cilt soymanın güneş ışınlarının etkisinin daha az olduğu kış aylarında yapılmasının uygun olduğu belirterek, “Kış ayları, güneşten korunmak daha kolay olacağı için peeling için en uygun mevsimdir. Çünkü, soyma işlemleri kimyasal, mekanik ya da lazerle olsun, deride mutlak tahriş meydana getirecektir. Bu işlemlerin sonrasında da bölgenin güneş görmesi lekelenmelere yol açacaktır” uyarısında bulundu.
“MUTLAKA UZMAN HEKİM TARAFINDAN YAPILMALI”
Cilde yönelik yapılacak işlemlerin mutlaka alanında uzman olan bir hekim tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Anadolu, “Ancak dermatoloji uzmanı, doğru yönlendirme, tanı ve tedaviyi yapabilir” dedi.
Anadolu, ciltle ilgili her türlü problemin hekime sorulması gerektiğini, hastalık dışında cilt bakımına ilişkin yöntemler hakkında da dermatoloji uzmanının bilgisinden yararlanılmasının uygun olduğunu kaydetti.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Kola, kemikleri kırıyor
İçerisinde kafein bulunan kolanın sodyum açısından da zengin olduğu, bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyumun kemik kırılmalarına yol açtığı vurgulandı.
Sağlıklı bir yaşamın güvenli besinlerle sürdürülebileceğini belirten Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, sıklıkla tüketilen kolanın kemik düşmanı olduğunu söyledi.Güvenli besinin öncelikle besleyici değerini kaybetmemiş olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Neriman İnanç, kolanın özellikle kemik sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi:
“İçerisinde kafein bulunan kola, sodyum açısından da zengindir. Bir miktar kafein ve aşırı miktarda sodyum, kemik kırılmalarına neden olur. Bir taraftan süt içirelim kemikleri koruyalım derken kola tüketimine göz yummak doğru değil. ‘Yasaklansın’ demeyi istiyorum ama yasaklar da doğru yere götürmüyor. Mümkün olduğu kadar tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı beslenmede kolaya yer yok. Hele hele sporcuların kemikleri çok daha önemli. Kemiklerinizin kırılmasına razıysanız kola içebilirsiniz.”
KARBONHİDRAT VE PROTEİN BİRLİKTE TÜKETİLMELİ
Doğru ve dengeli beslenmeyle ilgili açıklamalar yapan Prof. İnanç, önyargıların aksine karbonhidrat ve proteinlerin aynı anda tüketilmesinin zararlı olmadığını, doğal besinlerin içerisinde protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin birlikte bulunduğunu belirtti. Bunların boşuna bir arada yaratılmadığını ifade ederek, “Bunları böyle almak lazım. karbonhidrat ve proteini bir arada kullanmamak bilimsel olarak doğru değil. Çünkü, sütte de ette de protein var. Yanında yediğimizi ekmekte de karbonhidrat var” dedi.
Besinlerin hem fiziksel hem kimyasal hem de mikrobiyolojik açıdan temiz ve bozulmamış olması gerektiğini belirten Prof. Dr. İnanç, besinlerin virüsleri, bakterileri ve zararlı mikroorganizmaları taşıyabildiğini vurguladı, “Bunlar bazen vücudumuzun bazı bölgelerine yerleşerek felç, menenjit gibi hastalıklara neden olabiliyor. Ülkemizdeki bu hastalıklarla ilgili veri yok ama ABD’de her yıl 76 milyon insan bu bakterilerden hastalanıyor, 5 bin insan ise ölüyor” diye konuştu.
BESİNLERİ DOĞRU SAKLAMAK ÖNEMLİ
Gıdaların cam parçası, metal, kıymık, saç gibi bazı fiziki maddelerle de kirlenebildiğine dikkati çeken İnanç, şunları kaydetti:
“Besinleri sakladığımız kaplar, çözülme sonucu oluşan bazı metaller, tarım ilaçları, iyi durulanmayan bazı kaplardan geçen deterjanlar, ambalajlarda kullanılan renkli plastikler, kimyasal olarak besinlerin kirlenmesine neden oluyor. Belki de en önemlisi besinin bileşiminde doğal olarak bulunan zehirli maddelerdir. Örneğin, yeşillenmiş patateste bulunan ‘solanim’ maddesinin toksik, zararlı etkisi var. Besinlerin uygun koşullarda saklanamaması veya hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması sonucu oluşan virüsler, küfler de biyolojik kirlenmeye neden oluyor. Bu kirlenmelerden arınmış besinleri almak zorundayız.”
Prof. İnanç, bir şeker hastasının, kullanacağı besindeki şeker oranını bilmesinin sağlık için gerekli olduğunu belirterek, bunun için de etiketlemenin yaygınlaştırılması gerektiğini bildirdi.
Bir ürünün güvenliği ile kalitesinin farklı şeyler olduğuna dikkati çeken Prof. İnanç, güvenlikten taviz vermenin mümkün olmadığını ancak kalitenin tüketicinin tercihine göre değişebileceğini kaydetti.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Vajina Estetiği ve Vajinoplasti
VAJİNA ESTETİĞİ,VAJİNAL AMELİYATLAR,VAJİNA DARALTMA,VAJİNA GENİŞLETME,DIŞ VE İÇ DUDAK ESTETİĞİ,VAJİNOPLASTY OPERASYONLARI:
Vajen estetiği ;
Dünyadaki en güzel kadının bile vajen estetiği konusunda psikolojik fonksiyonlarını ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen ve kimse ile paylaşamadığı bir sorunu olabilir. Bu sorun kadının kendi dış genital organlarından hoşnut olmamasıdır. En sık olarak vajinal doğum yapmış kadınlarda doğum esnasında vajinal dokuların gerilmesine ve daha sonra asla normal halinde dönmemesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu idrar kesesi ve rektumda (barsakların anüsten önceki en son kısmı) vajinaya doğru bir sarkma olarak belirir ve cinsel fonksiyon bozukluğunun yanı sıra idrar tutamama gibi patolojik durumlara da neden olabilir. Hoşnutsuzluk yaratan doğumlara bağlı bir başka problem ise doğum esnasında açılan epizyotominin bıraktığı dikiş izidir. Burada gelişen nedbe dokusu hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engeleyebilir.
Bunların dışında pekçok kadın da kendi cinsel organını beğenmekte ancak bunu çoğu zaman kendilerine bile söylemekten çekinmektedirler. Bu konuda sıklıkla karşılaşılan durum büyük dudak olarak tabir edilen labium majusların çok büyük olması ve asimetrik durmasıdır.
Tüm bu nedenlerden dolayı vajen estetiği jinekolojik cerrahide kendine yer bulmuştur.Kadın cinsel organına yönelik plastik operasyonlar iki amaca göre yapılır. Fonkisyonel ve kozmetik
Fonkisyonel operasyonlar ;
Bu tür operasyonlarda amaç sarkmış olan mesane ve rektumun normal pozisyonlarına göre tamir edilmesi, vajinadaki fazla dokuların çıkarılması ve neticede idrar tutamama gibi şikayetler ile birlikte vajinadaki genişlemeye bağlı olarak görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tamir edilmesidir. Operasyonlar genellikle genel anestezi bazen de epidural anestezi altında yapılır ve hasta 1-2 gün sonra normalyaşantısına dönebilir. Cinsel yaşantı ise 2 hafta sonra başlayabilir. Sıklıkla operasyon sonrası 1 gün kadar hastanede kalmak gerekir. Bazen sabah yapılan ameliyat sonrası aynı akşam hasta evine gönderilebilir. Şikayetler bir yada daha fazla sayıda normal vajinal doğum yapmış kadınlarda görülür. Hastalığın ilerlemiş durumlarında rahim de aşağıya doğru sarkabilir ve vajinadan dışarıya çıkabilir. Bu gibi durumlarda vajinal yoldan rahimin alınması gerekebilir.
Kozmetik operasyonlar ;
Bu operasyonlar bazı hekimler tarafından tamamen estetik operasyonlar olarak kabul edilmesine rağmen bazı durumlarda bozulmuş cinsel fonksiyonları düzeltmek maksadı ile de yapılabilmektedir. Hastalardan en sık gelen talep epizyotomi nedbeleri nedeni ile ortaya çıkan cinsel fonksiyon bozukluğunun giderilmesi yönündedir. Burada lokal ya da genel anestezi altında var olan nedbe dokusu çıkartılır ve yara yerinde reaksiyona neden olmayan dikiş materyalleri ile yeniden estetik olarak dikilir. Aynı esnada doğumlara bağlı olarak gelişen vajen yırtıkları da tamir edilir.
Bazen labium majuslar yani büyük dudaklar çok uzun olabilir. Cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve ağrıya yol açabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi ile labiumlar ağrıya neden olmayacak normal boyutlara indirilebilir. Bu nedenle labioplasti ameliyatları kozmetik olmaktan ziyade fonksiyonel operasyonlar olarak kabul edilmelidir.
Benzer şekilde büyük dudakların asimetrik olması da hem psikolojik hem de bir önceki durumda olduğu gibi fonksiyonel olarak cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir ve labioplasti gerekli olabilir.
Yaşın biraz ileri olduğu durumlara yaşlanmaya bağlı olarak dış genital bölgedeki organlarda yağ dokusu azalabilir. Bu durum özellikle mons pubis ismi verilen kasığın hemen altındaki kıllı bölgede kendini gösterir. Aynı şekilde labiumlarda da değişik nedenlere bağlı olarak incelme görülebilir. Bu gibi durumlarda kişinin değişik bölgelerinden liposuction benzeri bir işlemle alınan bir miktar yağ dokusu bu alanlara enjekte edilerek dış görünüm düzeltilebilir.Tam aksi şekilde bu bölgelerde fazla miktarlarda bulunan yağ dokusu da lokal anestezi altında alınarak estetik geçekleştirilebilir.
Bazı kadınlar cinsel organlarından dolayı huzursuzdurlar. Bunun altında yatan sebep büyük bir olasılıkla cinsel organlarının ergenlik öncesi şeklinden değişiklik göstermesidir. Bu tür şikayeti olan kişilerde yapılacak olan plastik operasyonlar psikolojik olarak kadını destekleyecek ve bu nedene bağlı olarak bozulan cinsel yaşantısını normal hale getirebilecektir.
Ülkemiz başta olmak üzere bazı etnik toplumlarda kızlık önemini korumakta ve bekaret cinayet ile sonuçlanabilen bazı hoş olmayan durumlara neden olabilmektedir. Adını Yunan mitolojisinde Hymen veya Hymenaeus olarak bilinen evlilik tanrısından alan kızlık zarının (hymen) tamiri pek çok kadın-doğum hekiminin karşılaştığı bir taleptir. Ülkemizde bu işlemin hukuksal boyutu tartışmalıdır. Ancak pekçok hekim bu işlemi etik bulmamaktadır. Son zamanlarda Avrupa sosyetesinde baş gösteren kızlık zarı diktirerek nikah tazeleme modası ilgi çekici enteresan bir gelişmedir.
Vagina daraltma ameliyatı ;
Vaginal genişlik, çiftler arasında cinsel problemlerden biridir. Vajen daraltma ameliyatı :Vagina ile penis arasındaki uyumsuzluk, her iki partnerde orgazm konusunda sorun yaratacaktır. Vagina genişlik açısından kişisel farklılık göstermekle beraber genellikle doğum yapmamış bir kadında iki parmağın girimine müsaittir. Vaginada arka ve ön duvarda boylamasına mevcut katlantılar genişlemeyi arttırır. Vagina boyu ise ortalama 7-9 cm kadardır. Yine vaginada enlemesine mevcut birçok katlantı boyda uzamayı sağlar. Aşağıdaki durumlarda vaginada genişleme olur.
* Bazı kadınlarda normalde vagina büyük olabilir,
* Doğum sayısının fazla olması,
* Doğumda yırtılma olması ve usulüne uygun dikilmemesi,
* Doğum sonrası dikişlerde açılma olması,
* İri bebek doğurma,
* Yaşın ilerlemesi ile beraber vaginada elastikiyet kaybı olması.
Vaginal genişlik ile beraber genellikle idrar torbasında ve barsaklarda da vaginaya doğru sarkma meydana gelir. İdrar torbasında sarkma idrar kaçırma, sıkışma vb. gibi problemler ortaya çıkarabilir. Vaginal genişleme aynı zamanda ilişki esnasında vaginada normal sulanmayı engeller ve problemi iyice arttırır. Vaginal genişleme ve buna bağlı cinsel problem varlığında yapılması gereken basit bir cerrahi operasyon ile vaginayı daraltmaktır. Genel anestezi altında vaginanın arka duvarından boylamasına bir parça çıkarılarak kesik kenarlar birbirine dikilir. Yarım saatlik bir işlem olup, hastanede yatmayı gerektirmez. Uygun ağrı kesici kullanımı ile rahatlama sağlanır.Vajina darlığında ise ağrılı hatta kabusa dönen cinsel ilişkiler nedeniyle hastalar bize başvururlar. Yapmış olduğumuz jinekolojik muayane sonrasında vajinanın normalden çok fazla darlığı tespit ettiğimizde bu vajina genişletme operasyonunu yaparız. Operasyon vajina genişletme işleminin tersidir. Ortalama 45 dk süren bir operasyonun ardından hasta hastaneye yatması gerekmeden yürüyerek taburcu edilir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Hızlı verilen kilo hızla geri alınır
Fazla kiloları verdikten sonra, eski halinize geri mi dönüyorsunuz? Araştırma sonuçları pek de iç açıcı değil. Kilo verenlerin sadece yüzde 2 si uzun vadede kilosunu koruyabiliyor. Geri kalan yüzde 98 i ise aynı kiloya geri dönüyor.
Büyük bir hevesle ve hızla fazla kiloları verdikten sonra, eski halinize geri mi dönüyorsunuz? Bu konuda yapılan araştırma sonuçları pek de iç açıcı değil. Kilo veren bireylerin sadece yüzde 2si uzun vadede kilosunu koruyabiliyor. Geri kalan yüzde 98i ise aynı kiloya geri dönüyor. Peki bu kiloları geri almamak için nelere dikkat etmek gerekiyor? Anadolu Sağlık Merkezi den Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, işin püf noktalarını anlattı.
Kilo verenlerin tekrar kilo almalarındaki başlıca etken, kişinin diyet hakkındaki yanlış düşüncesinden kaynaklanıyor. Kilo vermek isteyenlerin büyük bir kısmı, fazla kilolarından kurtulmak için diyet yapıp, bu kilolarını verdikten sonra tekrar eski beslenme alışkanlıklarına dönebileceklerini zanneder. Sıkı geçen bir diyet döneminden sonra birden çok yüksek kalorili bir beslenme alışkanlığına dönmek, kiloların aynı hızda geri alınmasına neden olur. Hatta bazı durumlarda, özellikle çok hızlı kilo verilmişse, verilen kiloların daha fazlası geri alınır.
Kilo almayan yüzde 2 in içerisinde olmak, hem kilo veren kişinin hem de kiloyu verdiren beslenme uzmanının elindedir. Verilen kilonun uzun süre korunabilmesi için öncelikle doğru şekilde kilo vermek gerekir.
İlk hedef tartıdaki düşüş olmamalı!
Ana hedef, kas dokusunu kaybetmek değil, yağ dokusunu kaybetmek. Zayıflarken kilo kaybının ayda 2- 4 kiloyu geçmemesi gerektiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi den Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir şunları söyledi:
"Kilo kaybında başlıca hedef, kişinin tartıda çıkan kilosundan ziyade, yağ dokusunu azaltmak olmalıdır. Kişi, zayıflama sürecinde çok fazla kas kaybederse, metabolizması yavaşlayacağından verdiği kiloyu, hatta daha fazlasını geri alacaktır. Bu nedenle ana hedef, vücudun fabrikası olan kas dokusunu değil, yağ dokusunu kaybetmektir. Araştırmalar çok açıkça göstermektedir ki, hızlı kilo veren bireyler kilolarını aynı hızda geri almaktadırlar. Bu nedenle kilo kaybı çok hızlı olmamalı ayda 2-4 kiloyu geçmemelidir. Kilo veren her birey kilo alma konusunda risk altındadır. Ancak hızlı kilo veren bireylerin vücutlarında daha çok kas kaybı olacağı için bazal metabolizma hızları daha da düşerek kilo alma riskleri daha yükselir."
Kilo verip tekrar alanların yaptığı ortak hatalar >>>>
Kilo verip tekrar alanların yaptığı ortak hatalar :
Kilo vermeyi bir süreç olarak düşünüp, kilo verdikten sonra eski beslenme alışkanlıklarına dönmeleri.
Kilo verme esnasında yaptıkları aktiviteyi kilo verdikten sonra bırakmaları.
Beslenme ve diyet uzmanlarının önerdiği az ve sık beslenme günde 6 öğün sistemini terk etmeleri.
Sıvı tüketimini ihmal etmeleri günde 8-10 bardak tavsiye ediyoruz.
Kilo verme programlarında sınırlandırılması gereken şekerli ve yağlı besinlerin tüketimini arttırmaları.
Sabah kahvaltı yapmamaları araştırmalar kilolu bireylerin çoğunun sabah kahvaltı yapmadığını göstermiştir.
Kepekli ürünlerin terk edip, kepeksiz ürünlere dönmeleri.
Süt ve süt ürünlerinin yağlı olanlarını tercih etmeleri.
Kilo verdikten sonra egzersiz bırakılmamalı
Egzersiz, toplam enerji harcamasını artırarak kilo alınmamasını sağlar. Genellikle yapılan başlıca hatalardan biri de, kilo verme programıyla beraber yapılan sporun, kilo verildikten sonra bırakılmasıdır. Sporun bırakılmasıyla verilen kilolar çok hızlı bir şekilde geri alınır.
Kardiyo tipi egzersizler ağırlıklı olarak yağların yakılmasını sağlayarak kilo kaybına katkıda bulunurlar. Ağırlık egzersizleri de, vücuttaki kas dokusunun artmasını sağlar. Bu kas dokusundaki artış, kiloda bir artışa neden olsa da aslında uzun vade de kilo alınmamasını sağlar. Çünkü, ne kadar çok kas dokusu olursa metabolizma daha hızlı çalışır ve kişi kolay kolay kilo almaz.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::